Harici hard diskimde şöyle bir düzenleme yaparken karşıma çıkan bir yazıyı seninle paylaşmak istedim. Aslında bugün aklım da farklı bir konu vardı seninle paylaşmak istediğim. Fakat bu daha cazip geldi.
2009′un ortalarında ya da ilk çeyreğinde istanbul’da bir bilimsel uygulama etkinliğinde katılımdan sonra katılımcılardan günün kısa bir kompozisyonunu yazmaları istenmişti. Evet! Bildin aşağıdaki de o özetlerden sadece biri… İstanbul MEB’ı bunların tamamının yaklaşık 300 kadar öğrencinin yazılarının sitede toplayacagını kitap olarak bastıracagını söyledi. -Laf aramızda sanırım sadece söylendi-
Neyse Lafı uzatmandan hadi oku bakalım, Düşüncelerini merak ediyorum.
-Uzay yolculuğumuz-
Sabahın ilk ışıklarıyla kalkıp, kapadık gözlerimi yeniden sonsuzluğa! Bu kapanış diğerlerinden farklıydı.Bu sefer uyumuyorduk.Kocaman boşlukta bir şeyler yapma hevesiyle her yeri milim milim keşfetmeye çalışıyorduk.İçimizde kalan korkular ve çekingenlikler vardı,hepimizin fikirleri vardı ama dile getiremiyorduk.’’saçma” diye adlandırmıştık çünkü bazı şeyleri..Yada etrafımızdakiler öyle yapmamızı istemişlerdi.. Yazının devamı için tıklayın »
kAyhAn89:
İzmir den sonra ist de yaşamak nasıl cem bey? eksi ve artıları ile..
Bu soruyla karşı karşıya kalmayayım mı?
Aman dostlar bir süre sadece tuş sesleri vardı kulaklarımda ve üst kattaki sevimli küçük yaramazların ayakseslerinin artması üzerine döndüm aranıza ve bir baktım neler yazmışım neler..! Neler mi?
O da aşağıda bakın bakalım neler yazmışım! =)
EV EV EV YİNE EV! | İSTANBUL
Merhabaaaa!
Uzun bir aradan sonra tekrar sımsıcak, kucak dolusu Merhaba! Sana.
Az önce Avatar(2009) filmini izledim bilgisayardan…
Film James Cameron tarafan yazılıp yönetilen bir yapıt.
Beni etkileyen bir cümleyi alıntı yaparak devam etmek istiyorum.
Şöyle;
“Bir insan iki kez doğar biri Varoluşu, diğeri ise toplumun arasında bir yer almasıdır.”
Bu bildiğimiz sözü böyle cekici kılan ise algıda seçici bir ruh haline sahip oluşumdan başka birşey değildir aslında.
Yeni hedeflere yine ve yeniden kaldırabileceğimden daha fazla yük ile devam ederken toplum içinde varoluş sürecimde Yazının devamı için tıklayın »
Genç üniversiteli öğrenci 8 yaşlarındaki Ali’yi yatağında ziyaret ederken sordu:
-Merhaba Ali, Bugün nasılsın bakalım?
Ali cevapladı:
-İyiyim, Sen kaça gidiyorsun?
Genç adam: 1′e ya sen?
Ali: “2′ye” diyerek cevapladı.
Ali:”En çok sevdiğin ders ne?” diyerek ekledi.
Genç adam: matematik ya senin?
Ali: Benimde matematik diyerek bir soru daha sordu:
-2 yıla kaç gün var? diye
Genç adam:Hemen hesaplayalım, bir yılda 365 gün olduğuna göre iki yılda 730 gün var
dedi ve ekledi niye sordun Ali?
-”Annem ve babamın gelmesine o kadar varda” diye cevapladı Ali.
Genç adam: Sen günde 12 saat uyuyorsun değil mi Ali diyerek Ali’den onay bekledi.
Ali nedemek istediğini anlayabilmiş değildi ama kafasını sallamakla yetindi ve genç adam bunun üzerine ekledi:
- Hemem hesaplayalım dedi, matematik hayatı kolaylaştırır diye de ekledi.
Geçtiğimiz hafta bir televizyon kanalından duymuştum bu haberi ve oldukça şaşırmıştım. Bir yandan bir çok internet sitesine verilen yasakların artması süregelen davalar ve bu (aşağıda yayınladığım) haberi alınca şaşırdım. Önce davayı açan kurum dikkatimi çekti ve biraz şaşkınlığımı gizleyemedim. Sonra bu “Basın Açıklamasını” okudum.
Seninlede paylaşıyorum.
Google arama motorunda “Kemalizm karın ağrısı” diye arama yapıldığında ortaya çıkan ve http://sites.google.com/site/kemalizminkarinagrisi/Home adresli sitede Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Ulu Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’e ağza alınmayacak ve yazıya dökülemeyecek nitelikte, son derece terbiyesizce ve bir insanın kişilik haklarına zarar verici nitelikteki yazılar, derneğimizce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayet edilmiştir.
Söz konusu şikayette bu sitenin yetkilileri ve sorumluları tespit edilemediğinde bu tespitin savcılıkça yapılarak ilgililer hakkında gerekli cezai kovuşturmanın yapılmasını ve bu sitenin kapatılması talep edilmiştir.
Basında yer aldığı gibi GOOGLE’un kapatılması gibi bir talep söz konusu değildir. Kamuoyunun GOOGLE’e bu kadar sahip çıkmasının yanında Ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK’e yapılan hayasızca ve saygısızca hakaretlere aynı duyarlılığı göstermemesini de anlayamamaktayız. Şunu unutmayalım ki halen yürürlükte olan Atatürk’ü Koruma Kanunu gereği Cumhuriyet Savcılığı bu gibi durumlarda resen harekete geçme yetkisine sahiptir. Zira yürürlükte bulunan bir yasanın ihlali söz konusudur.
Şüphesiz ki ulu önderimiz Atatürk, ona karşı yapılan bu gibi hayasız saldırılar ile yara alamaz ve zarar göremez. Ancak Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu önder bir kişiliğe, saldırılmasını önlemek de her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının görevi olması gerektiği inancı ile kamuoyuna saygı ile duyururuz.
ADD Genel Merkezi
Gerçekten şu cümle çok çok önemli benim için, “Kamuoyunun GOOGLE’e bu kadar sahip çıkmasının yanında Ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK’e yapılan hayasızca ve saygısızca hakaretlere aynı duyarlılığı göstermemesini de anlayamamaktayız.” Evet bunu bende anlayamadım.
Nötr bir parçacık gibi olaylara ilgisiz kalamayız, fakat değerlerimize bizi biz yapan kültüre, bilgiye ve benzeri öğelere sahip çıkmamız işte tam burada çok önem taşıyor. Sap ile samanı ayırmanın zamanı geldi ve geçiyor, bunu ayrıramadığımız açıkça bir çok farklı örnekte görülüyor nedeni sanırım tam da şu cümlede yatmakta ” Geçmişini bilmeyen, geleceği hakkında bir fikir sahibi olamaz.” Olur ama o fikirlerin isabetli olma durumu tartışılır.
Çok fazla zengin ve olağan üstü çeşnili bir kültüre sahip olan Ülkem ve onu ülke olarak adlandırılmasını sağlayan üzerinde yaşayan olağan üstü niteliklerdeki insanlar yani sen ve ben “BİZ”ler, Lütfen artık kendimize gelelim ve Lütfen ayna karşısında kendimize de bakalım.
Esen Kalın,
Cem
Merhaba Sevgili Dostlar,
Yaşamım boyunca bir çok kitaptan,makalelerden, kısaca yazılı, sesli, görsel ve benzeri yapıtlardan etkilenmişliğim vardır. Bunlardan biride aşağıdaki metnini sunduğum konuşmadır.
Bu konuşmayı dinlerken ve daha sonra okurken, yıllar önce ve şimdilerde Nutuk‘u okurken hissettiklerimi tekrar tekrar hissettim. Çok fazla uzatmadan seninle duygularımı paylaşmak istedim.
Akademik bir değerlendirme şeklinde ki bu konuşma metni harkulade bir yapıt olarak hatıramda daima kalacaktır.
Senden ricam, uygun bir zamanında aşağıdaki metni okuyarak, düşüncelerini benimle paylaşman.
Esen kal,
Cem

Çocukça Saf Bir Yanım
Kocaman bir adam olduğumu sanıyordum, olur ya büyümüşsünüzdür, yaşınıza eş yaşta olanlarınız (akranlarınız)
Evlenip çocuk sahibi bile olmuşlardır, siz bakar kendinize ben nerdeyim dersiniz bir an herşeyi bırakıp onları referans alırsınız.
Hani olur ya, genelde şu sıralar dizi filmlerin temel ilham kaynağı olan çocukça saf aşklar,
Nerde o eski kantolarda ki aşk masalları, cumbalı evlerde kalmadı zaten.
Terzi diye bir tiyatro eseri vardır,
Kısaca şöyle der Terzi;
“Bir kralı kral yapan üstünde ki elbisedir,
Yoksa bir köylü gibi giyinse kim anlar onun kral olduğunu” der.
Gerçekten de öyledir, eskilerin giysilere yüklenmiş ünvanlar şimdilerde bilgiyle perçinleşen ünvanları oldu, ama tam olarak öyle dersek yanlış demiş oluruz.
Ama bir şey var ki, insanların duyguları, şüpheleri de o kıyafetler gibidir, hatta belki bilirsin, dervişin fikri neyse zikri odur denir.
İşte neredeyse buna karşılıktır, bu deyiş.
Ama böyle düşünmek korkaklıktan öte değildir. Neden mi?
İnsan korktuğu zaman en kötüsünü düşünür, köpekler korktuğu için havlarlar, kararlı olanlar sinsice ilerler, ve ısırıldığınızı bile anlaymazsınız
Kader midir bilemem, uzun zamandır düşünürüm, aslında bilinçli bir zaman harcamam bu düşüncede o aklımın bir köşesinde programlanmış bir foksiyon gibi başlangıç değer koşulundan itibaren fonksiyon değer alarak işler durur.
Her mutluluk bir engele takılır mı? Evet takılır, bunu sadece ben demiyorum M kanunlarında da geçer =)
Kısaca bir özetlersem, koşmaya hazırsınızdır, ama ilk 100 metrede bileğiniz burkulur. işte bunun iyileşmesi zaman alır, hemde uzunca bir süre…
Duygularımzıda böyle değil mi?
Tercihlerimiz?
Yakaladığımız ve yakalayamadığımız fırsatlarımız?
Ya şüphelerimiz?
Aaa! orada durulmalı, şüphe nedir? Nasıldır?
Araştırın efendim herşeyi benden beklemeyin,
Ama birşey var ki, söylemek istediğim,
Ayağını yorganına göre olmayan şüphelerden kaçının, özellikle bu duygusal bir konu ise,
Eğer okyanus yerine denizi seçenlerdeyseniz, boşverin herşeyi, size hayırlı ramazanlar(biliyorum kurban bayramı),
iyi günler dilerim.
Cem
| CETURK Java Teknolojileri Etkinliği (8 Kasım Cumartesi) | |
![]() |
Bugüne kadar gerçekleştirdiği bir çok etkinlikle üyelerine ve bilişim sektörünün gelişmesine katkıda bulunan CETURK yine büyük bir organizasyon ile karşımızda.
CETURK, 8 Kasım Cumartesi günü “CETURK Java Teknolojileri Etkinliği” inde Java dünyasını bir araya getiriyor. Java dünyasındaki en son teknolojilerin ve gelişmelerin anlatılacağı etkinlikte Vardar Yazılım ve Sibnet’ten profesyoneller toplam 5 sunum yapacaklar: JSF ve Ajax Java ile Web Servisleri Geliştirme Java’da SOA, SDO ve SCA JBoss Seam ile Uygulama Geliştirme ve Yenilikler EJB 3.0 ve JPA ile Uygulama Geliştirme ve Yenilikler |
Merhaba,
Bu acele bir haber yazısıdır!!!
Az önce bir çığlıkla annem bana seslendi, genelde bizim evde sesler pek yükselmez, desibel artınca anlarım ki (bu da desibelin artış durumuna göre ciddiyet durumu belirlenir.)bir olay var, annemin çığlı yetiş elden gidiyor şeklindeydi apar topar kalktım salona çıktım, bir de ne göreyim;
Görünenin arkasında, 4 boyutun daha fazlasına taşmış ama ifade edilemeyen veya ifade edilmiş anlaşılamayan, anlayamadığımız kültür ve sanat aktiviteleri, derin duygularımız ve tabiki bilimin anlatmak istedikleri ve siz..Hepimiz buradayız...
Cem Atam