Heeyoo! =)
Bugün 21 Ağustos 2010 Cumartesi, izmir’e kavuşmama memleket hasretimi biraz da olsun dindirmeme 7 gün kaldı.
Evet 27 Ağustos aat 15 civarı İstanbul semalarından İzmir’e doğru gidiyor olacağım.
Şimdi Hakan Aysev’in yorumladığı Özdemir Erdoğan’ın bestesi olan Pervane şarkısını dinliyorum.
Bu bağlantıdan sende Zuhal Olcay’ın yorumundan dinleyebilirsin.
İnternet günlüğümde sayfa düzeni konusunda çalışma yapmam gerek, içeriklere tıklayınca ve içerik sayfası açıldıgında cümelelerde kayamalar ve fotoğraflarda orjinalinde olmayan bozulmalar meydana geliyor.
Bir ara da yeni bir temaya gereksinimim var mi diye düşünüp işe koyulmalıyım.
Ayrıca fotoğraflarım için bir fotoğraf sayfası arayüzünü artık bitirmeliyim.
Bir not daha kendime başlangıç olarak bir vps kiralayabilirim belki, fakat buna girişmeden önce fikirlerine değer verdiğim kişilerinin görüşlerini almak istiyorum. Yeni veya benzer bakış açıları bana farklı bri görüş veya destek sağlayabilir.
Kod Adı: Martı 1
18 Temmuz Pazar günü idi.
İçim sıkkın, yalnız ve bir o kadarda düşünceli bir güne başlamıştım.
Gece 21:00 civarı belki biraz geçerken veya biraz öncesinde emin değilim.
Ev arkadaşım İbrahim ile iki sokak yürüyüşe çıkmıştık.
Yolda bir Martı gördüm. Yerde durması ve peşinden biraz yürüyünce uçmaması ve sonradan uçamaması dikkatimi çekti ve İbrahim’e “Bunu yoldan uzaklaştıralım burada bir araba çarpabilir.” dedim.
İbrahim ile bizim evin sokağına doğru yönelttik onu ve aklımızda o eve girdik.
İbrahim’in oda arkdaşı Emir’e durumu sitemkar ce çaresiz şekilde paylaşırken, Emir şöyle dedi:
“-Alalım abi onu, ben bakarım ona, ben kuştan anlarım.”
Bir havlu alıp, indik aşağıya Martı1′i aldık.
Orhan’ın balkonuna koyduk.
Bir haftayı daha geride bıraktım ömrümden…
İstanbul’un 2010 Kültür Başkenti ilan edilmesinden dolayı, bir çok kültür, sanat ve eğlence aktiviteleri düzenleniyor.
Ben de fırsat buldukça takip ederek ve çoğu zaman tesadüfen denk gelerek katılıyorum.
Ben Harbiden Safım! =)
Seninle çok eskilerde kalan bir anımı paylaşmak istiyorum.
(Kafa sesim: Belki o zaman harbiden Safım dediğimde yok canım! demezsin)
-İlaç değildir yutulmaz.-
Orta Okul 3. sınıfa giderken, Anneannem ve Dedem ile izmir’de yaşıyordum.
Annem 5. yılını tamamlayıp bir sonraki yıl tekrar izmir’de öğretmenlik görevine dönecekti. Benim daha çabuk şehire adapte olabilmem için ben ondan önce İzmir’de idim.
Yine Bir Gece’den Sabaha Karşı…
Merhaba,
Bugün yine bildiğim bir şeyi yine yeniden farkına vardım. Yalnızlığım’ın!
Yürek denen olgunun çok acı verici olduğunu da öğrendim…=)
Otobus durağında otobüs bekliyorum. Saat 23:00 civarı…
Durakta toplamda 9 kişiyiz ayaktakiler ve oturanlar olarak, yolun aksi yönünden tüm işime yarayan otobüsler belli aralıklarla geçerken benim yönümde henüz hiç biri gözükmemişken (son otobüsler çoktan bitmiş) bir köpek geldi durağın bir başından öteki tarafına doğru herkesi süzdü, pirelerinden rahatı yoktu arada kaşındı. Duygusallığımın yine doruklarda bir günümde elimde seyyar ütü masamla beklerken gözlerim doldu.
Bir an durup düşünüp aklımdan şunları geçirdim;
-Senden farkım ne benim?
-İkimiz de bu Dünya düzeninde ayakta kalmaya çalışıyoruz.
-İkimiz de karnımızı doyurmak ve rahat uyku uyumak için çabalıyoruz.
-İkimiz de hayatta kalmak için çabalıyoruz herşeye inat!
Gece 01:54
Bugun nasıl geçti bir bilsen.
Şu anda yeni taşıdığım evimde ki odam da oturup
Filiz ’in bana verdiği Tadımca ( Doğal Meyve ve Tahıl içeren ballı abur cuburu) tüketiyorum.
Bir gün seninle de yemeliyiz, (kafa sesim: Gerçi ben seninkini de yiyebilirim tehlikeli bir durum olabilir
)
Bugün sürekli içimde olan ama bir durum ile ortaya çıkan bir halime değinerek başlayacağım yazmaya,
Mmmm! Ah!
Bahsedecek, savaşacak ve kendimi frenleyecek ne çok şey var.
Acı çekiyorum çoğu zaman ve bazen robotlaşıyorum.
İşte ozaman ne acı kalıyor, ne şehvet, ne gelecek korkusu, ne geçmiş acısı ve ne de sevdiklerimin düşüncesi…
Ama böyle olamalı diye isyan ediyorum çoğu zaman, sistemi bozan benmiyim yoksa zaten sistem mi bozuk, bunu bilemiyorum.
Bir tafafta ben böyleyim diye sürekli kendilerinin sınırlarını anlatanlar diğer taraftan olması gereken budur diyerek olmaya çalıştıkları nefis kontrolu yapanlar ve yaşayış amaçlarının bu olduklarına inanarak kendilerini törpüleyenler var.
Ben ne tarafta mıyım? Kendimi törpülüyorum, aşırı ve uçarı fuygularımdan kurtulmaya çalışıyorum duygusuz, robot, sert ve benzeri olmaya mı çalışıyorum yoksa içimdeki çocuğu büyütmeye mi uğraşıyorum yoksa o uçarı genci sonsuza kadar bir yere mi gömmeye çalışıyorum bilmiyorum.
Ama ruhumu kaybettim! Evet!
Ruhumu tekrar bulmam da yardımcı olan çok güzel gelişmeler oldu.
Keman çalmaya başladım, sevdim bir genç kadını, caddelerde rüzgar ve hatırla sevgili gibi eserleri çalışıyorum.
Aslında keman’a O’na bir tango eserini çalma süprizi için merak salmıştım, ve başlayalı 5 hafta oldu ve ben
sadece 4 haftadır kurslara katılabıldım ve ilk eserlerimi çalabiliyorum artık.
Sürpriz mi?
Mmm! Onu yapamadım. Neden diye sorma lütfen…
Şu anda Faruk ile birlikte Hasanpaşa İsmek’teyiz.
Harici hard diskimde şöyle bir düzenleme yaparken karşıma çıkan bir yazıyı seninle paylaşmak istedim. Aslında bugün aklım da farklı bir konu vardı seninle paylaşmak istediğim. Fakat bu daha cazip geldi.
2009′un ortalarında ya da ilk çeyreğinde istanbul’da bir bilimsel uygulama etkinliğinde katılımdan sonra katılımcılardan günün kısa bir kompozisyonunu yazmaları istenmişti. Evet! Bildin aşağıdaki de o özetlerden sadece biri… İstanbul MEB’ı bunların tamamının yaklaşık 300 kadar öğrencinin yazılarının sitede toplayacagını kitap olarak bastıracagını söyledi. -Laf aramızda sanırım sadece söylendi-
Neyse Lafı uzatmandan hadi oku bakalım, Düşüncelerini merak ediyorum.
-Uzay yolculuğumuz-
Sabahın ilk ışıklarıyla kalkıp, kapadık gözlerimi yeniden sonsuzluğa! Bu kapanış diğerlerinden farklıydı.Bu sefer uyumuyorduk.Kocaman boşlukta bir şeyler yapma hevesiyle her yeri milim milim keşfetmeye çalışıyorduk.İçimizde kalan korkular ve çekingenlikler vardı,hepimizin fikirleri vardı ama dile getiremiyorduk.”saçma” diye adlandırmıştık çünkü bazı şeyleri..Yada etrafımızdakiler öyle yapmamızı istemişlerdi.. Yazının devamı için tıklayın »
Görünenin arkasında, 4 boyutun daha fazlasına taşmış ama ifade edilemeyen veya ifade edilmiş anlaşılamayan, anlayamadığımız kültür ve sanat aktiviteleri, derin duygularımız ve tabiki bilimin anlatmak istedikleri ve siz..Hepimiz buradayız...
Cem Atam