Eğer uyursan çabuk gelir

Genç üniversiteli öğrenci 8 yaşlarındaki Ali’yi yatağında ziyaret ederken sordu:

-Merhaba Ali, Bugün nasılsın bakalım?

Ali cevapladı:

-İyiyim, Sen kaça gidiyorsun?

Genç adam: 1′e ya sen?

Ali: “2′ye” diyerek cevapladı.

Ali:”En çok sevdiğin ders ne?” diyerek ekledi.

Genç adam: matematik ya senin?

Ali: Benimde matematik diyerek bir soru daha sordu:

-2 yıla kaç gün var? diye

Genç adam:Hemen hesaplayalım, bir yılda 365 gün olduğuna göre iki yılda 730 gün var

dedi ve ekledi niye sordun Ali?

-”Annem ve babamın gelmesine o kadar varda” diye cevapladı Ali.

Genç adam: Sen günde 12 saat uyuyorsun değil mi Ali diyerek Ali’den onay bekledi.

Ali nedemek istediğini anlayabilmiş değildi ama kafasını sallamakla yetindi ve genç adam bunun üzerine ekledi:

- Hemem hesaplayalım dedi, matematik hayatı kolaylaştırır diye de ekledi.

- Hergün 12 saat uyursan geriye 365 gün kalır yani 1 yıl. Bak gördün mü sana matematik hayatı kolaylaştırır demiştim  diyerek karşılıklı gülümsediler ve genç adam Ali’yi yatağına yatırarak üzerini örttü.

Geçtiğimiz hafta sonu İstanbul’da idim. İstanbul’a gitmek ve geri dönmek için bineceğim uçak saatleri dışında belirli bir plan yoktu, orada olduğum süre içinde herşey raslantısal gelişti.

Her zamanki gibi heyecanlı idim, bu kent bende adrenalimi arttırıyor, beni heyecanlandırıyor, fakat bu durumu sadece kente bağlamak haksızlık sayılır. Çünkü kenti kent yapan üzerindeki insanlardırda ondan…

Birbirinden çok tatlı, güzel, sıcak, sempatik insanlarla tanışmamın yanı sıra itici, çekingen, gözleriyle setlerini çekmiş yaklaşmanı istemeyen, seni kaçak süzerek aklında bir çok denklem kurup kendi önyargılarıyla çözenlerde yok değildi.

Kaldığım otelde toplam 6 saat uyku ve 30 dakika kahvaltı zamanı geçirerek kalan tüm zamanlarımı bir başka bireyle iletişim halinde geçirmiştim ki yatmak dışında kahvaltıda bile çenem durmadı =). Az önce yukarıda saydığım durumlara sahip bireylerle…Yeni insanlar ile tanışmanın yanı sıra sadece belli bir durum çerçevesinde iletişim halinde olup sonra kim bilir nerede ve ne zaman göreceğimi bilmediğim kişilerde geldi geçti, örneğin; Otel resepsiyonunda duran 2 bey ve bir bayan kahvaltı salonunda görevli garson gibi ve dahası da var, havaalanı dönüşü bilmediğim bir bey’den beni kadıköy yakınlarına götürmesini rica etmemin üzerine kurduğumuz diyalog ve yaklaşık 45-60 dakika süresince aramızda geçen sıcak muhabbet gibi… Otobüste önümde oturan küçük tatlı kız ile aramızdaki bakışmalar gibi ve ona uzattığım çikolatayı çekinerek alması yanımda oturan ablasına şöyle göz ucuyla bakarak izini koparıp o çikolatayı bir seferde açıp yutuvermesi gibi hepsi ama hepsi harkulade deneyimlerdi… Bazı anlar varki onları unutamam, ve belki o anların tekrarı olamayacak belkide olacak bunu sanırım yeryüzünde ki kimse bilemez ama genellemeye gerek yok.

Çünkü önemli olan benim nasıl düşündüğüm. Hani derler ya -belki aranızda fizikçi olanlar veya en azından modern fizik ya da Einstein’ın görelilik teorisini anlatan birini dinleyende olabilir-ve genelde şöyle bir örnek verilir: Sevdiğiniz biriyle zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız fakat sevmediğiniz biriyle-bazende bu kısmı ateş üzerinde çıplak ayakla durmak diyede örnekleyenlerde olur- o zaman geçmek bilmez. İşte benim içinde öyle oldu. Az önce yukarıda anlattığım hikayede ki Ali gibi, eğer, şayet çabuk uyursam çabuk gelir mi? =)) Bence gülümse ben gülümsüyorum. Neden mi? Çünkü sadece tek kişinin çıkabileceği bir merdivendeyim, ve ne 12 saat uyumaya ne de gözlerimi kapatıp hayal kurmak olası değil ve tabiki yanımda bir arkadaş almayada… Çünkü tek kişilik bir hayat sürüyorum. Ben ve aklımdaki sen ile ve malesef… Neyse dedim ya zaman geri gelmeyen tek şey, bunu pazartesi günü konferansta sevgili dostum Serkan’da söyledi ve ben o anda aklımda 2 sevdiğimle yapayalnız oturuyordum. Aklımda diyorum çünkü onlar bunu bilmiyor, anlıyor veya sezmiş olabilirler çünkü oldukça zekiler. Ama dedim ya, tek kişilik bir yoldayım, kimseye bekle ya da benimle bu tek şeritlik yolda sıcakta ve soğukta sıkı sıkı, sıkışa sıkışa kal diyemem buna hakkım yok. Günde 3 saat uyuyorum, pembe renk gibi melakolik miyim yoksa? sadece zamanın ortasında kalmış bir solucan deliğinde sıkışıp kaldım mı? Bunu şu anda bilemiyorum.

Yani o anda türevimi alsanız sıfır çıkar =) Bunu da matematikçi dostalar için yazdım. Boşuna dememiş ünlü bir kriminal uzmanı “Her temas bir iz bırakır” diye. Gerçektende öyle her temas bir iz bıraktı tıpkı geçtiğimiz haftasonu İstanbul’da temas ettiklerimde olduğu gibi…

Şimdi söyle bakalım, Eğer uyursam çabuk gelir mi?

Efendim?

Ne mi çabuk gelir?

=))