Harici hard diskimde şöyle bir düzenleme yaparken karşıma çıkan bir yazıyı seninle paylaşmak istedim. Aslında bugün aklım da farklı bir konu vardı seninle paylaşmak istediğim. Fakat bu daha cazip geldi.
2009′un ortalarında ya da ilk çeyreğinde istanbul’da bir bilimsel uygulama etkinliğinde katılımdan sonra katılımcılardan günün kısa bir kompozisyonunu yazmaları istenmişti. Evet! Bildin aşağıdaki de o özetlerden sadece biri… İstanbul MEB’ı bunların tamamının yaklaşık 300 kadar öğrencinin yazılarının sitede toplayacagını kitap olarak bastıracagını söyledi. -Laf aramızda sanırım sadece söylendi-
Neyse Lafı uzatmandan hadi oku bakalım, Düşüncelerini merak ediyorum.
-Uzay yolculuğumuz-
Sabahın ilk ışıklarıyla kalkıp, kapadık gözlerimi yeniden sonsuzluğa! Bu kapanış diğerlerinden farklıydı.Bu sefer uyumuyorduk.Kocaman boşlukta bir şeyler yapma hevesiyle her yeri milim milim keşfetmeye çalışıyorduk.İçimizde kalan korkular ve çekingenlikler vardı,hepimizin fikirleri vardı ama dile getiremiyorduk.”saçma” diye adlandırmıştık çünkü bazı şeyleri..Yada etrafımızdakiler öyle yapmamızı istemişlerdi..Pasif duruma düşmüştük derken 3 muhteşem insan aramıza katıldı. =) Onlarla saçma ve buna benzer kelimeleri sözlüğümüzden atmaya başlamıştık. Onlar her saçma diye adlandırılan her şeyin içinde bir doğruluk payının olduğuna inanıyorlardı belki de ve bizde ona inanmaya başlamıştık, heyecan ve suskunluklarımızı geride bırakarak!
Önümüzde 2 top kağıt, cetveller ve birçok kalem vardı. Konuşurken, biri bir şeyler anlatırken herkes onlara bakıyordu.Anlaşılan herkesin içinde paylaşmak,kağıda dökmek istedikleri vardı.Uzun bir süre konuştuktan sonra,çizimlerimize başlamıştık.Artık elle tutulur,gözle görülür bir uzay istasyonu şeklimiz değil şekillerimiz vardı.Oyunlarıyla,odalarıyla,”tuvaletleriyle”:) uzay istasyonlarımız vardı.Sırada ise onları kendi içimizde sunma zamanıydı,tam o sırada kapı açıldı.Giren Serkan ANILIR’DI.Kendi içimizde sunma zamanımıza o da katılmıştı. Onla da konuşmuş ve fikirlerini almıştık. Alışkanlığımızdan dolayı ona ”Serkan Hoca” diye hitap etmeye başlamıştık. Serkan Hocamız sessizce kapıdan çıkmıştı. Ama bizim aklımızın içinde hala sorular dönüp duruyordu. Bunlar en önemlisi ise ”HANGİ ŞEKİL”sorusuydu.Sonunda gelen bir mucizeyle olsa gerek hepsini birleştirme kararı almıştık.Ortaya ise bizim ‘GÖKCEMİL’ diye adlandırdığımız uzay istasyonu çıkmıştı.
Yavaş sonuna geliyorduk çalışmamızın.Ama hepimizi çok heyecanlandıran bir şey vardı:’TERMİNUS HAFİFUS (ID)”.Bu bizim ortaya koyduğumuz yeni bir bileşikti ve ana yapı maddemizi oluşturuyordu.Üzerinde çok çalışmıştık.Bununla beraber birçok şey çıkmıştı ortaya..Sağlık çipi,göktaşı barajı,görüntü çıkartarak temassız geçtiğin kapı,ayna sistemi, spacebook ile sosyalleşme ve daha neler..
Artık bunları herkese sunma zamanıydı. Bizim bir amacımız vardı. Bunları herkese sunacağız ama soğuk bir ortam olmasın, sıcak ve neşeli bir biçimde sunalım. Evet, sunma amacımız buydu ve de öyle oldu. Anlatımda en çok gülen, eğlenen ve güldüren, eğlendiren bizim grup olmuştu.
Şimdi ayrılma zamanıydı. Herkes de mutlu bir yorgunluk vardı. Hala görüşüp konuştuğumuz arkadaşlıklar ve birbirinden muhteşem Cem ATAM, İhsan DİŞKAN, Lemiye ATABEK ve Serkan ANILIR ile tanışmıştık. Bazılarımız hayatını etkileyecek önemli kararlar almıştı ve hepimizin yıllarca anlatabileceği bir anısı olmuştu.
Emeği geçen herkese TEŞEKKÜRLER!MELİS
Bazı fikirler vardır, gürültülü ortamlarda paylaşılır ve gürültü ile sönümlenir kaybolur giderler ve bazı fikirler vardır önce ufak titreşimlerle yayılırlar sonra ısıya dönüşürler ve yıllarca yukarıdaki arkadaşımın dediği gibi devam ederler…
Şimdi adını anımsayamadım.
“Enerji, kaybolmaz sadece form değiştirir” demişti… Ya da buna benzer birşey işte…
=)))
Biraz da fotoğraf eklemeyi unutmadım

Uzay istasyonunun 3B şekli ile birlikte =), duvardakilere lütfen dikkat!

Bekleyiş...

Waaaowww!

İşte bu!
Görünenin arkasında, 4 boyutun daha fazlasına taşmış ama ifade edilemeyen veya ifade edilmiş anlaşılamayan, anlayamadığımız kültür ve sanat aktiviteleri, derin duygularımız ve tabiki bilimin anlatmak istedikleri ve siz..Hepimiz buradayız...
Cem Atam
filiz
07 Nis, 2010 at 13:25
uzun zamandır bloğuna girip yazılarına bakmamıştım. Son yazını okuduktan sonra çok şey kaçırdığımı düşünüyorum
birde istanbulun insanlarının tamamı kaba ve sert değil bence. Sanırım sen biraz şansızmışsın bu konuda
ama madem herşeye rağmen seviyosun bende bu konudaki fikrimi söyleyeyim .
İyiki istanbuldasın hayatım